<<<<<<<<< Image Hosted by ImageShack.us



Image Hosted by ImageShack.usCute-Spot.com - Myspace Generators and Glitter Graphics!
GÖZYAŞI
Image Hosted by ImageShack.us



SAATE SADECE AKAN ZAMANI BİLMEK İÇİN DEĞİL,KAYBEDİLEN VE KAZANILAN ZAMANI GÖRMEK İÇİN DE BAKIN.....

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* nurtopu.com
* art fm
* müslüman genç
* radyo onbeş
* islam yurdu
* ebuzer
* ilkadım dergisi

Kategoriler

<%body%> ARKADAŞLARIM

kardelensiz fatima
kardelensiz ahsennur
kardelensiz cisil2006
kardelensiz 1984nilufer
kardelensiz hayaldunyam
kardelensiz zehra50
kardelensiz duaufku
kardelensiz eserden
kardelensiz resulevuslat
kardelensiz mnelam
kardelensiz allahbirdir
kardelensiz bentsahra
kardelensiz azadgulu
kardelensiz aisha88
kardelensiz renklerkusagi
kardelensiz ruzun
kardelensiz sermest
kardelensiz duadilencisi
kardelensiz ahsen50
kardelensiz hidayetsaati
kardelensiz bebeksagligi
kardelensiz mihri
kardelensiz paylastikca97
kardelensiz sema1
kardelensiz inciislam
kardelensiz nasibim
kardelensiz kimyager1067



Image Hosted by ImageShack.us Merhaba arkadaşlar lütfen mesaj yazarken adresinizide yazmayı unutmayın sizleri ziyaretim daha kolay olur sevgilerimle...


Arkadaşlarımın bannerleri

Sohbetsevenler x"igra

Hazirlayan : AFFEYLE_ALLAHIM
Nasibim azadgulu Graphics by yinebiirgulnihal/YBG
gül bahçesinde gül olmak
Image Hosted by ImageShack.us > Image Hosted by ImageShack.us SON YORUMLAR Tebrik
MİRAC KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN:
kandil
mrb
tesekkurler herkese gonderdim
.....
dua dua dua..
ALLAH RAZI OLSUN......
Geçmiş bayramını en içten dileklerimle kutluyorum
S.A

GIRLY MYSPACE CURSORS!

Yüce ahlâk örneği canım Peygamberim


   İNCELİK PEYGAMBERİ VE KÜÇÜK KIZ*

>   Akşam vaktiydi. Gündüzün yakıcı sıcağı, yerini serin rüzgârlara
> bırakmıştı. Küçük bir kız çocuğu ağlıyordu, Medine'nin akşama bürünmüş
> alacakaranlıklı yollarında... Korkuyla burkulan yüreğinden, yalnızlığın
> damlaları düştü küçük avuçlarına. Ağlayan küçük çocuğu gördü İki Cihan'ın
> Güneşi Peygamberimiz (sas). Şefkat dünyasına küçük yavrunun acısı düştü.
> Hemen yanına gitti. Merhametle kuşatıp, sevgiyle saran bakışlarıyla sordu: "Niçin
> ağlıyorsun yavrum?" Çocuk ağlama sebebini anlattı: "Ev sahibim bana un
> almam için iki gümüş vermişti, kaybettim!" Belli ki küçük kız hizmetçiydi.
> Kaybettiği paralardan dolayı kendisine kızılacağını veya dövüleceğini
> sanmakta, eve gitmeye korktuğu için de ağlamaktaydı. Peygamberimizin o
> gün, on gümüş parası vardı. Bunlardan dördü ile sabah kendisine bir gömlek
> satın almıştı. Tam evine gelmişti ki, bir fakir kapıda gömleğini beğenip
> istemişti. Peygamberimiz (sas) de yeni aldığı gömleği o fakire vermişti.
> Geri dönüp, dört gümüşe kendisine bir gömlek daha almıştı. Düşündü, geride
> iki gümüşü daha vardı. Kızın kaybettiği kadardı hem de... Küçük kıza: "Ağlama
> yavrum!" diyerek iki gümüşü yalnızlığın soğukluğu hissedilen küçük avucuna
> koydu. Çocuğun ağlaması yine durmamıştı. Bu defa da geç kaldığı için eve
> gitmeye korkuyor, dövülme endişesi yaşıyordu. Çocuğun halini anlayan
> Peygamberimiz, küçük kızın elinden tuttu ve onu evine götürdü. Kapıda ev
> sahibine selam verdi. Kapı açılmıyordu. Selamı tekrarladı. Kapı ancak
> üçüncü selamdan sonra açılmıştı. Peygamberimiz ev sahibine sordu: "Selamımı
> duymadınız mı?" Ev sahibi dedi: "Duyduk, ama selamınızın artması ve
> sesinizi daha çok duymak için açmadık." Ev sahipleri akşamüstü kapılarında
> Peygamber'i görünce şaşırmışlardı. Bu ne büyük mutluluktu! Bu ne büyük bir
> sevinçti! Sevinçten şaşkın ev sahibine, Peygamberimiz çocuğu göstererek
> buyurdu: "Geç kaldığı için korkuyor. Sakın onu dövmeyin!" Ev sahibi,
> sevincin verdiği şaşkınlığı üzerinden atarak karşılık verdi Sevgili
> Peygamber'ine: "Ey Allah'ın Resulü, evimizi şereflendirmenize vesile olan
> bu kızı, şahit olun ki, azat ediyorum." Peygamberimiz o kadar sevindi ki,
> ellerini açtı, Allah'a şükretti: "Ya Rab, verdiğin bu on gümüş ne
> bereketliymiş! Hem beni ve bir yoksulu giydirdin, hem de bir esiri
> hürriyetine kavuşturdun..." (İbn-i Kesir, Şemailü'r-Resul, s.78)


Tarih: 13:44, 1/9/2008 Kategori: SEVGiLi PEYGAMBERiM
Yorum (10) | Yorum yaz | Bağlantı

Şaşırtıcı ergenekon belgesi!

    *BU TEKNOLOJİ EMNİYET'TE BİLE YOK*


 
> *Akıl almaz dinleme aracı !
> Ergenekoncular, 0'dan 2 Ghz'e kadar tüm frekansları dinleyebilmek için
> "İstihbarat aracı" adıyla yüksek teknolojili bir dinleme cihazı tasarlamış.
> *

> Ergenekon çetesi günlük hayatta kullanılan frekans aralığının da ötesini
> kullanan telsiz sistemlerini dinleyebilmek için kolları sıvamış. Normal
> telsizler en fazla 450 megaherz kullanırken, GSM haberleşme sistemi de 1.8
> gigaherz frekansa kadar kullanabiliyor. Terör örgütü Ergenekon'un
> geliştirmeye çalıştığı dinleme cihazı ise 0 ile 2 Gigaherz arasını dinleme
> kapasitesine sahip.

> Normal telsizlerin en fazla 450 megaherz'e kadar olan frekansı
> kullanabildiğini belirten Telsiz ve Radyo Amatörleri Cemiyeti (TRAC) Genel
> Başkanı Aziz Şasa, tasarlanan cihazın GSM cihazlarının bile kullandığı 1.0
> gigaherz'lik aralıktan daha yüksek olduğunu söyledi.

> Ergenekon'un tutuklu sanıklarından Ferudun Refik Nuhoğlu'nun evinde yapılan
> aramada ele geçirilen disketten, şok belgeler çıktı.

> *ÇARPICI BELGELER*

> 314 numaralı klasörde yer alan "istihbarat aracı" başlıklı dosya, örgütün
> çok özel donanıma sahip istihbarat ve dinleme araçları hazırladığını ortaya
> çıkardı. Ele geçirilen dokümanlarda, ajan filmlerindeki dinleme ve takip
> araçlarını aratmayacak türden istihbarat araçlarının hazırlandığı apaçık
> görülüyor.

> *MOSSAD TEKNOLOJİSİ*

> *Araç 1996 yilinda İsrail/Mossad tarafından tasarlanıp kullanılan bir
> araçtir. Günümüzde emniyet istihbaratının halen kullanmış olduğu araç bu
> aracın yaklaşık 50 yıl gerisinde olup yakın çevremizde bazi istihbarat
> görevlisi ve elektronikçiler dahi araç teknolojisi hakkında ayrıntılı
> bilgiye sahip değildir. *

> Planlanan araçların özellikleri, örgütün ne denli teknik çalıştığını
> göstermesi açısından çok önemli.

> *ARACIN TEKNİK ÖZELLİKLERİ*

> *Sabit ve cep telefonlarını dinleme özelliği, her yöne dönebilen ve gece
> görüşüne sahip kameralar,
> Yerleştirebileceğimiz verici devresine sahip çok ufak kamera sistemleri,
> Gözlem ve kayıt yapabilme yeteneği,
> Ev iş yeri gibi telefonların dinlenmesinde otomatik kayıt yapma,
> Programlanan saatte hattı kesip bizim belirlediğimiz bir numaraya kayıt
> yollayabilme özelliği... *

> 2003 tarihli belgelerde, dinleme araçları için gereken malzemeler ve
> harcanacak para da ayrıntısı ile yer alıyor.

> *iŞTE ALIŞ-VERiŞ LiSTESi*

> ELZEM: (Sistem için alınması zorunlu olanlar Elzem başlığı altında
> sıralandı. )

> 1 adet Jip: 30 bin $

> 1 adet yelkenli: 12-14 metre, 200 bin $

> 1 adet minibüs (basit): 15 bin $

> 6 adet C'lock ve malzeme: 20 bin $

> Toplam: 265 bin $ (Ortalama 75 Bin Dolar minibüsün iç donanımı, 30 bin
> Dolar seyir yakıt, gıda ve geçiş ücretleri, 2 bin 500 Dolar İngiltere gezisi
> (1hafta), 3 bin Dolar Moskova)

> *ALINAN-HARCANAN:*

> 3 adet bilgisayar: 4 bin 500 $

> 3 printer: 750 $

> 3 faks: 2 bin $

> 2 tel. santrali: Bin 100 $

> 2 kamera: 3 bin 400 $

> 1 adet G. cam tak.: 650 $

> Altıyol Büro: 2 bin 500 $ aylık masrafı 500 $

> Maltepe Ev: 11 bin 100 $ harcandı aylık masrafı 1000 $

> Cihaz ve ınalz: 8 bin $ (elektronik)

> *BU ARAÇLAR NEREDE?*

> Ergenekoncuların hiç bir masraftan kaçınmadığı 'istihbarat araçları'nın,
> dört ay gibi kısa bir sürede hazır olacağı da dokümanlarda belirtiliyor. Ele
> geçirilen gizli belgelerin 2003 tarihli olduğu dikkate alınırsa, örgütün
> elinde böyle bir veya birden fazla dinleme aracı olma ihtimali kuvvet
> kazanıyor.

> SAMANYOLU HABER

> *22.Ağustos.2008 00:35:44*

 


Tarih: 13:33, 1/9/2008 Kategori: YORUMSUZ
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Başörtüsüne neden karşısınız, hiç düşündünüz mü?


*Başörtüsüne size ölümü hatırlattığı için karşıysanız, vazgeçiniz.
Ölüm vardır ve gerçektir.

Başörtüsüne din karşıtlığınız sebebiyle muhalifseniz, vazgeçiniz.
Dinin teselli etme ve hayata anlam katma gücünü yok edemezsiniz.

Başörtüsüne korktuğunuz için karşıysanız, korkunuzu analiz ediniz.

Korkunuz dini bir veriden kaynaklanıyorsa, o veriyi tartışınız.

Korkunuz dinin yanlış yorumlarından kaynaklanıyorsa,
 doğru yorum bulmak ya da oluşturmak için mücadele ediniz.

Korkunuz küçük kentler ve Anadolu'daki mahalle baskısı ise
 insanlarla diyologa giriniz.

Korkunuz İran gibi olmaktan kaynaklanıyorsa, başörtüsüne
karşı çıkmak yerine radikalliğe karşı çıkınız.

Korkunuz Atatürkçülüğün tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa
 hangi Atatürk'ü savunduğunuzu sorgulayınız.

Korkunuz Cumhuriyetin tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa
 'Tek Parti Cumhuriyeti'ni mi, 'Çok Partili Cumhuriyeti' mi
savunduğunuzu sorgulayınız.

Korkunuzun sebebi özgürlüklerin kaybolması ise, ise herkese
 özgür yaşayacağı ortam sağlayacak çözümler üretiniz.

Korkunuz laikliğin tehlikede olmasından ileri geliyorsa,
laiklikle din karşıtlığını karıştırıp karıştırmadığınızı sorgulayınız.

Korkunuz sahip olduklarınızı yitirmekse, elde ettiğiniz varlıklara
'düşünceye karşı düşünce' yöntemiyle mi mücadele ediyorsunuz,
 bunu sorgulayınız.

Başörtülü birini gördüğünüzde size 'dinsiz' denildiğini
hissediyorsanız, vazgeçiniz. Çünkü bu sizin algınız olabilir.
 Niyet okuyarak hükme varmak, insanı realite körlüğüne götürür.

Başörtülü bir kadını gördüğünüzde, 'dinde böyle bir uygulama yok'
 diye düşünüyorsanız, bırakınız onu konunun uzmanları söylesin.
Bilimsel cahillik yapmayınız.

Başörtüsünü 'gericilik' olarak değerlendiriyorsanız, asıl gericiliğin
öğrenme hakkını engelleme olduğunu görünüz. Gericilikle mücadele
cehaletle mücadeledir; dinle mücadele değildir.

Başörtülüleri 'kendilerini kısıtlayan insanlar' olarak görüyorsanız,
inandığı değerler için zevklerinden vazgeçenlere saygı duyunuz.

Başörtülüler size 'Usame Bin Ladin'i hatırlatıyorsa, zihin haritanızı
değiştiriniz. Radikal din anlayışının, İslam dininin ilk doğuşunda üç
halifeyi öldürdüğünü unutmayınız.

Başörtüsünü görünce 'dinî faşizm'den korkuyorsanız, Hitler'den
hareketle 'bütün Almanlar faşisttir' deme adaletsizliğini yapmayınız.

Başörtülüler, size 'tehdit altında olduğunuz' izlenimini veriyorlarsa,
kendinize konuyu kişiselleştirip kişiselleştirmediğinizi sorunuz.
Başörtülülerle konuşmayı deneyiniz. Önyargıları, diyaloglar aydınlatır.

Bir insanın başının zorla kapatılmasından yana iseniz, ceberutsunuz.
İslam tarihinde selefi, harici radikalizm yorumu bunu öngörmüştür.

Bir insanın başını zorla açtırıyorsanız yine ceberutsunuz.
 Bu durum, din karşıtlığını dogma haline getirdiğinizin ispatıdır:
Kendinizle yüzleşiniz.
Belki de 'Modern Tiran'lığı savunuyorsunuz.

Güç kullanarak kendi dogmalarınızı kabul ettirmek istiyorsanız,
 siz Ortaçağ'a aitsiniz. Dinî görünümlü ya da modern
görünümlü olmanız fark etmez.

Siyasî talebi olmayan bir genç kızın inançlarının gereğine göre
yaşamasına karşı çıkıyorsanız, laikliğe de karşı çıkıyorsunuz
demektir.

Siyasî talebi olmayan bir ailelerin çocuklarına dinin öngördüğü
ahlakî normları öğretmeyi, din dersi vermelerini laikliğe aykırı görüyorsanız; bu davranış bilimsel, çağdaş, ilerleme ve aydınlanmaya
uygun değildir.
Alternatif üretiniz.

Siyasî talebi olmayan ama dinini yaşamak isteyen doktora,
mühendise, subaya karışmayınız. Aydınlanmanın Descartes
 döneminde takılı kalmışsınız demektir.
Allah'a hesap verme duygusu yaşayan bir subay ya da doktor
 ülke için şanstır.

Siyasî talebi olmayan ama dinin teselli gücünü, yaşama anlam
katma özelliğini ve ölümden sonraki hayatı öngörme
fikrini bilimle birleştirenlere
karşıysanız, bilimsel gelişmeye ve düşüncenin ilerlemesine de
karşısınız demektir.

Başörtüsüne 'bazı siyasîler sahip çıkıyor' diye karşıysanız,
demokratlığınızı sorgulayınız.

'Başörtüsü istismar ediliyor' diye düşünerek muhalefet ediyorsanız,
istismar edenle etmeyeni anlamanın en iyi yolunu deneyiniz.

Bu konuyu istismar edeni etmeyenden, önyargılı olanı olmayandan ayıran
laboratuar, sosyal alanlardır. Üniversitelerde serbest bırakın. Üç, beş sene
gözlemleyin. Eğer kamu düzeni bozulursa ve başı açıkların hakları ellerinden
alınırsa, aptallık yapmayın; mücadelenizi verin.

Eğer askerseniz ve sezgileriniz, Türkiye'nin geleceğini tehdit edecek bir
tehlikeyi haber veriyorsa; üniversiteler sizin için birer sosyal psikoloji
laboratuarı olacak. Böylece siz de deneyecek ve göreceksiniz: Kamu düzeni,
provokasyonlara rağmen bozuluyor mu bozulmuyor mu?

İnsan davranışlarının dilini, yalan söylenip söylenmediğini, niyetleri
anlamayı ve korkuları yenmeyi gösterecek en iyi yol, deneme sınamadır.

Deneme-sınama yöntemi her zaman risklidir, ancak radikalliği önlemek için bu riski göze almak gerekir.
Adalet, cesaret istediği gibi doğruları bulmakta, risk almayı gerektirir.
Özgürlük ve barış tarihte hiç kolay elde edilmemiştir.

Bazıları başının dışını örtüyor, bazıları içini örtüyor. Bunun için sosyal
psikoloji laboratuarı en etkili bilimsel deney ve gözlem yeridir.

Türkiye kendi modernizmini geliştirmek dünyaya model olma şansını
yakalayabilir.
Bu konuda da rehberimiz akıl ve bilim olmalıdır.

Bilim inancı taklit etmez ama tehdit de etmez. İnceler, rapor eder ve tarih
sahnesine sunar. Özellikle üniversiteler hiçbir fikre kapısını kapamazlar.
Analiz ederler, yorumlarlar. Evrensel yaklaşım bu olmalıdır.

İnanç bilimsel kategoridir. Üniversitelerin sosyal psikolojik laboratuvar
olması fırsatını kaçırmayalım. Türkiyemiz bu sınavı dünyaya örnek olacak
şekilde aşması dileğiyle…*


Tarih: 21:42, 24/8/2008 Kategori: HAYATIN iCiNDEN
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Berat kandiliniz mübarek olsun






BERAT KANDİLİ

Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir'de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat'ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505)

 

Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler

Hadislerle Berat Kandili

- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.

Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.

Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.

Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu".
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu".
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."

- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."

Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi

Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:
"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur."
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?

Yıllık kader programı
İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1
Berat Kandilinin "bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.2
Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

Berat Gecesinin özellikleri
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi."
"Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."s
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.

Bu gece af dışı kalanlar
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:
"Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7
"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."5

Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7
"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."9

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

Berat Gecesi ibadeti
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid'at bile olduğunu ifade eder.

Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

Berat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."11

Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Berat Gecesi Namazı -I
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.

Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh'den gelen rivayete göre:
"Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: "Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala'nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala'nın mağfiretidir.


Berat Gecesi Namazı -II
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar...
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum'a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
-"Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-"En iyisini, Allah ve Resulü bilir." Dedim. Şöyle buyurdu:
-"Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin"?
-"Olur" dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
"Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem..."
Sonra kendisine sordum: "Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: "Sen onları öğrenebildin mi"? Bu sorusuna karşılık: "Evet" deyince, şöyle buyurdu:
"Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret."

 

Kaynaklar
1 Hülâsâtü'l-Beyân. 13:5251.
2 Şualar, s,426.
3 TDİ."Berat" maddesi.
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295
5 İbni Mâce, İkame, 191.
7 et-Tergîb ve't-Terhib, 2:118.
8 İbni Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.
9 Tirmizî, Savm:39.
10 Şualar, s.426.
11 et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120.
12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.
 


Tarih: 15:28, 16/8/2008 Kategori: KANDiL GECELERi
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->

Image Hosted by ImageShack.us Hayrettin Karaman`ın Web Sitesi